Yüzümü boyadım bugün,güzel olduğumu bilmeye ihtiyacım var gibi aynaları sakladım gözüme.bir kraliçeye sordum benden güzeli var mı diye?..bir hiçin şekli olmaz dedi,kırdım camları
Keskin yerler kesiklerime gelince,
Çizildi kaderim..
-Ben delgedina değiLim!
Faili belli bir cinayete kurban gittim ve kimse farkında değil..İnsanlar hala kalabalık ve kargaşık,Filistin’de hala çocuklar ölmekte,Tanrı hala el atmadı dünyanın ters dönüşüne..
Bişey değişmedi..
Bişey değişmedi..
Ben öldüm lakin seni tanıdım..
giderken kabuklarını düşürmüşsün,yaraların açıkta kalmış..
dikkat et,
üşüme!…
başka adamların yataklarında uyanıyorum sabaha ve çukur izim kalmasın diye yastık üstlerinde saçlarımı hep ensemde topluyorum..
oysa sen dağınık kadınlar seversin…’’savaşır gibi sevişen,sevişen gibi savaşan’’..
Hiç bir karşılık beklemediğimden beri annen gibi hissediyorum kendimi
Bu yüzden aslında ben hep
Seni sever gibi sevişiyorum..
Sesin..
Kentlerimin yitik yolcuları../bir tatlı huzurun en arabesk şekli.
Ergenlerin hela aralarında tükettiği sigaraları ve erkekliğe geçişlerindeki pornografik rüyaları..
Sesin,
Özlemi dinlemek gibi..
Eskimiş kitapların,tozlu kokularını çekerken içimde,taş sokaklarda beraber yürüdüğümüzü hayal etmek gibi.
Saçlarımın kızılına çalan gülüşünle
Kucaklamak
Başlayan günü..
Her gün
Ve sil baştan!
Ne zamandır bir dosta kulak vermedim,bir ağrıyı dindirmedim,bir söze bir ağız olamadım,
‘’new peace’’diyenlere siktir çekemedim,kucak dolusu bağırmadım kimseye ve Kant ile sevişmedim bir kitabın içinde..
Öyle ahlaksız,öyle dinsiz,öyle töresiz
Ve kimsesiz kaldım..
Tutamadığım sözlerin hepsini geri ödeyeceğime yeminler ederken,
Zihnimde,
Ellerimle boynuna sarıldığım bir adam beliriverdi..
Üstüne hayallerimi,ayrılıklarımı,kırgınlıklarımı yazdığım ağaçlar yanarken bir bir,
Dileklerimden oluşan küllere sarıyorum tütünümü..
Aklımdaydın,
Galata’ya inen sokağın başında,ayaklarımı alıp altıma çamaşır yıkayan teyzelerle çekirdek çitlerken ve yaz sinemalarını evin damından izlerken..
Fransız sokağında çirkin sesimle eşlik ederken gitara,
Bölünmemesi gereken bir toplantının en ciddi anında gülme krizine girerken de
Ve tüm insanların üstlerine giydikleri kişilikleri çıkarıp
Sadece bir tek gün çıplak olmalarını istediğimde..
Aklımdaydın..
Ladesi ben kazandım!…
Izliyorum..bir yüz gibi,güz gibi..karaya çalan ak gibi..kadınsı kıvrımlarını,erkeksi bakışlarını,
Çocuksu oyun bahçelerini,meraklı hallerini,saygılı susuşlarını,bazen duruşlarını,dokunuşlarını,bıkkınlıklarını,yılgınlıklarını,
Zaferlerini,meydanlarını,savaşlarda toplanan ganimetleri bırakıp
Yeni bir galibiyet için dağlara çıkışlarını..
Vatanın olmayışını ve her yeri vatanın gibi sevişini,herkesi kardeşi gibi..
Dost sohbetlerini,sohbetlerin içindeki tebessümlerini..
Saçmalıklarını,saçılmışlıklarını,sattıklarını..
Bıraktıklarını..
Ardına bakmadan yürüdüğün yolları..
Varmanın amaç olmadığı yollardan geçtim ben adam..insanlar bildim,tanıdım,seviştim..Bir korkunun bir kokuya katacaklarını yaşadım..üstüme sırat köprüsünü serip tek tek geçtiler ve kaburga kemiklerimden yeni ademler doğurdular..
Şeytana da uydum,uysallaştığı zamanlar da.sarhoş da oldum,kavga da ettim,yumruğu da yedim
Dost kazığını da..
Boka burnumu sokmadan onun ne olduğunu asla anlayamadım
Hep pis koktum bu yüzden hep kirliydim!
Hakkımı almanın savaşını güderken,elimde kalan haksızlıklarla
Yetim çocuklar doyurdum..
Hepsiyle annemi öldürdüm,babamı gömdüm..
Sevdiklerimi uğurladım hiç görmediğim ülkelere,bir sırrı sıradanlaştırıp söyledim
Kendini özel sananlara..
İstanbul’u baştan sona gezmedim hiç ve sorumluluklarımı atabilecek kadar rahat elbiseler giymedim..
Denizi çok sevdim..yüzerken de,büyürken de,izlerken de..
Gemileri sevdim,dalgaları ve savaşan martıları
Ama en çok göç etmelerini sevdim kuşların..yeni yerler görmenin hazzıyla dönmeyeceklerini bilsem de.
Kitaplar okudum..cümlelerin altlarını çizdim,satırları parmaklarımla kanattım..
Tuvallere çizdim ve sonra hepsini aynı boyalarla yok ettim..
Doğurmamaya yemin edecek kadar çok sevdim çocukları..
Bu dünyanın içine ettim!
Kahrettim sevdiğim adamlara,beddualarıyla yaşamayı öğrendim.
Sokaklar da da yattım..sırtımda çantam..harap bir kilise gibi kaldım
İsa’nın incileri arasında.
Masallar okudum,kendime o masallarda yer buldum..figüranlık değil
Bildiğin prenseslik ki,
Hiç bir masalcı beni bu çirkin,umarsız,kaygısız halime Kabul etmezdi.
Direndim..
şehrini çok sevdim..sokaklarını,okullarını,köşedeki manavcıyı,rakının yanına koyduğun peyniri..
çilingir sofralarının dayanılmaz cazibesini..
sızmakla uyumanın arasındaki farkı,gözümü boynunda açtığımda anladım..
çocuk oldum ben de.saçlarını çektim arkadaşlarımın,hayali kahramanlar yarattım şizofren kişiliğimde,
öpüp kaçtım ilk aşkımı,ilk pekiyimi sakladım,imzalı gömleklerimi atmadım..
aşklarıma şehirlerin isimlerini verdim
ve her bitişLe bir deprem yarattım..
tanıyorsun beni..çok eskilerden..hani beraber savaşmıştık Bolivya dağlarında hani ben kurşuna dizilirken sen gözlerini kapatmıştın,
hatırlar mısın Ece Ayhan’ın bir şiirinde denk gelmiştik ve sen ana avrat sövmüştün
ikinci cumhuriyetcilere..
hiç büyüyemeyecek koca bir kız olma yolunda ilerlerken,
pazartesiye doğru..
tüm günler bana artık kırmızıyken..biliyorum..
sen bana tanrının hediyesisin..
21 yaşım için…
*bazen bir mektup yazsam diyorum sana..
Insan kalbine mektup yazamıyor…*
-imla hatalarıyla dolu bir yazı
artık hiç bir şeyi gözden geçirmiyorum…
özgen