madımak hala yanıyor

Yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak..
Ataol Behramoğlu

33 kişi var yangın yerinde insan kalarak yaşayan,yangın yerinde insan kalarak ölen.
33 kişi,15 yıldır her gün yasını tuttuğumuz!

Biliyoruz ki, 2 temmuz 1993 tarihinde,Sivas’a Pir Sultan Abdal şenliklerini kutlamaya giden 33 aydınımız dinsiz(!)oldukları gerekçeleriyle şeriatçı bir grup tarafından yakılarak öldürüldüler.Dine sahip çıktıklarını iddia eden bu grup,kendinden olmayanları öldürürken,
O 33 aydın onlar,onların çocukları ve daha iyi bir Türkiye için savaş vermekteydi.Kimi düşünüyor,kimi yazıyor,kimi çiziyor ve kimi söylüyordu,tek amaç için;daha aydınlık bir Türkiye!

Ama olmadı.Tüm işlerini geceye erteleyen,günahlarını karanlıklara saklayanlar bu ışıktan korktular.Bir zamanlar ırk,dil,din ayrımının yapılmadığı,halkların kardeşliğinin kutsal sayıldığı bu topraklarda yeşerecek yeni fidanları sökmek istediler.Çünkü gerçek yüzleri ortaya çıktığında kendileri bile aynadaki suretlerine bakamayacaklardı.İnsanoğlunun yapabildiği en büyük eylemi suç saydılar;düşünmeyi. Birileri düşündükçe onlar düşecekti,yere çakılmaktan korktular.
Engeller koydular,yargıladılar,müebbet hapis cezası verdiler.Baktılar düşünmenin sonu gelmiyor,öldürmeye başladılar.Kendi çıkarları için yaşayan,iradesini temsil ettiği halkı umursamayanlar için en kolay çözüm yoluydu.Sırayla vurdular;Abdi İpekçi,Uğur Mumcu,
Metin Altıok,Bahriye Üçok,Nesim Çimen,Ahmet Taner Kışlalı ve en son Hrant Dink.
Neydi bu insanların ortak yönleri?Hepsi dinsiz miydi,alevi miydi yoksa hepsi mi ermeniydi?
Hayır.
Onlar bu ülkenin uyumadan düşünen beyinleri,bağıra bağıra konuşan sesleri,her şeyi gören gözleriydi.Kadın,erkek,işçi,insan haklarını sırtlarında taşıdılar,laiklik süngüsünü onlar koşturdular,bağımsız ve kendi kendine yetebilen bir ülke olabilmek için ellerinden geleni yaptılar.Tüm bunlara karşı çıkanlara,ülkeyi parça parça satanlara,siyasal islamı yükselterek kendilerine ceylan derisi koltuk kapmaya çalışanlara karşı boyunlarını hiç eğmediler,hiç susmadılar,hiç vazgeçmediler.
Onlar haklı düşüncelerin eylemleştikleri bedenlerdi,
Bu yüzden öldüler-öldürüldüler-yakıldılar-asıldılar!..

Madımak;Bir yangın,33 aydın.Onları öldürenler afla dışarı çıkıp salına salına gezerken,onların ölüm emrini veren zihniyet bugün hala başımızda,başımızın üstüne çıkmakla meşgul. Madımak;Bir yangın,33 aydın.15 yıl her gün onları öğrendik,anladık,andık.
15 yıldır öğrenemediler,
Yakmakla bitmez düşünceler,öldürmekle yok olmaz bedenler!

Çok kısa zaman önce bunun en iyi örneğini Karabük kültür ve sanat festivaline katılan ve hükümet politikalarını eleştirdiği için belediye başkanı tarafından susturulan Latife Tekin ile yaşadık.
Festivale davet edilen bir yazarın boğazını sıkar gibi sesini kısmanın Madımak vahşetinden farkı nedir?
Bu ülkede yaşayan aydınlar yanlış gidişata dur dedikleri,uygulanan politikaları eleştirdikleri için susturulmalılar mı?
Ceylan derisi koltuklarından kalkamayanlar,işçinin cebinden çıkan paranın girenden çok daha fazla olduğunu,açlık sınırında yaşayan binlerce insan olduğunu,asgari ücretin yaptıkları zamlardan daha az olduğunu,bu ülkede kendilerinden başka yaşayan ‘insan’lar olduğunu,hepsinin insanca yaşamaya hakkı olduğunu biliyorlar mı acaba?

Onlar bunu bilseydi Latife Tekin’in susturulmasına gerek kalmazdı çünkü Latife Tekin konuşmazdı.

Tam 15 sene geçti Madımak Katliamı’nın üstünden lakin hiçbir şey değişmedi.33 aydının katillerinin salına salına gezdiği sokaklarda düşünen yazarların sesleri kesilmeye başlandı.
Bize aydınlık vereceğini vaat ederek başa gelen hükümet tüm ışıklarımızı söndürmek üzere.
Susacak mıyız,
Susup sıranın bize gelmesini mi bekleyeceğiz?

Hayır!
Bir utanç damgası gibi taşıdığımız Madımak Katliamının intikamını bu ülkeyi katillerden kurtararak alacağız.
Bileceğiz,
Bileceğiz ki,
Bu ülkeye aydınlık ampulleri yakanlarla gelmeyecek.
Tüm ampuller sönse ne olur?
Madımak’ın ışığı bize yeter,
Nasılsa
Madımak hala yanıyor!…

Özgen Aydos

Yorum Yapın